Paris’in soğuk sokaklarından kopup gelmiş Gwenanie, genç ve masum yüzünün ardında sakladığı vahşi arzularını açığa vuruyordu. Henüz tatlılıkla dolu o taptaze teni, acımasızca penetre edilirken titriyordu. İlk anlarda hafif tereddütle başlayan hareketler, sertleşen yarak karşısında eridi gitti. Yumuşak dudakları, kalın amcığın dibine yapışıp emmeye koyuldu hemen; nefesi kesildiği kadar yırtarcasına sakso çekmeye başladı. Her bir folloş hareketiyle göğüsleri sarsıldı, elleri çıplak vücudunu çizerek hırçınlığına eşlik etti.
Daha sonra diz çöktü, arkasından gelen kökleyeni sırtından yakalayıp kendine çekti. Kaba kuvvetin ve acı veren dayamanın arasında amcığını derinlere itti; vajinasının ıslaklığı yetmezmiş gibi şimdi iyice anal deliği de dolmaya başladı. Sert sikmenin her dalgasında çığlıklar yükseldi, teni kırmızıya boyandı, omuzları sararmaya başladı ama vazgeçmedi. Arzuyla serpilen o küçük bedenin içinde isyan vardı; her inletme ona biraz daha teslimiyet ve zevk karıştırdı.
Kökleyen adam hızını arttırdıkça Gwenanie’nin bedeni oynamaya başladı; bacaklarını açıp çılgınca kavrayan ellerinin altında titredi durdu. Amcığı neredeyse parçalanacakmış gibi dolarken boğazından çıkan acıtıcı inlemeler beraberinde erotizmin pis kokusunu da getiriyordu. Artık kontrol tamamen kaybolmuştu; sertliğin attığı yumruk gibi girip çıkmalarla küçük amcık hem tatlı hem acı bir eziyet içinde kaldı.
Son vuruşta öküz gibi girdiği yerden fırlayan beyaz sıvısı Gwenanie’nin belini salladı, yumuşacık tenini ıslatıp onu üstüne kıvrılmaya zorladı. O an gözleri kapanmıştı ama içinde patlayan fırtına yeni başlıyordu; Paris’in genç kızı sertlikle yoğrulmuş bu kirli oyunun ruhuna tamamen teslim olmuştu artık.